Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

[Online Rpg] Killing Floor

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 [Online Rpg] Killing Floor Bir Cuma Ocak 15, 2010 8:19 pm

troypc


Admin


Son
yıllarda piyasaya sürülen aksiyon oyunlarının birçoğunda korku öğeleri
bulunuyor. Elbette başarılı yapımlar da çıkıyor ortaya ancak bu tarz
oyunlara olan yüksek talep nedeniyle öylece piyasaya sürülmüş,
başarısız birçok korku-aksiyon oyununun da satışa sunulduğu bir
dönemdeyiz. Bu dönemde dikkatimizi çeken Killing Floor, korku yönü ağır
basmasa da korku-aksiyon senteziyle ilginç bir çoklu oyuncu deneyimi
sunuyor bizlere. Başarılı olup olmadığına gelin, hep birlikte göz
atalım.

Kimler okumalı, kimler oynamalı?

Aksiyon
oyunlarını seviyorsanız şöyle bir tadına bakabileceğiniz, aksiyon
oyunlarını seviyor ancak korku oyunlarından tabiri caizse tırsıyorsanız
denemeniz gereken, aksiyon ve korku oyunlarını seviyor; çoklu oyuncu
seçeneği ilginizi çekmiyorsa beğenmeyebileceğiniz, aksiyon-korku
türevini çoklu oyuncu seçeneğiyle oynamayı seviyor ve gecelerinizi Left
4 Dead'te Survival rekorları kırmakla geçiriyorsanız müptelası
olabileceğiniz bir oyun sizleri bekliyor. Saydığımız kategorilerle
ilginiz ya da ilginizin bulunması için niyetiniz yoksa sizleri sıkıcı
bir yazı bekliyor olabilir. Yapacak daha iyi bir aktiviteniz yoksa
okuyabilirsiniz yine de.

Mod'dan oyuna yolculuk

Oyunumuzun
geçmişi o kadar da kısa değil aslında. Bir Unreal Tournament 2004 Mod'u
olarak oyun piyasasına giriş yapan Killing Floor, Red Orchestra'dan
hatırlayacağımız Tripwire Interactive'in çabalarıyla düşük bütçeli bir
oyun olarak satışa sunuldu. Gel gelelim, bizler de Mod'un başarısının
yeni oyunda sağlanıp sağlanamayacağı merakıyla oyunu incelemeye aldık.

Senaryo
pek geniş sayılmaz. İngiltere'nin kırsal bölgelerinde ordu tarafından
gerçekleştirilen klonlama deneylerinin başarısız olmasıyla ortaya çıkan
eli ayağı düzgün (!) yaratıkları öldürmekle görevliyiz. Uzun lafın
kısası, bulduğunuz yaratığı indirmeniz isteniyor. Oyunun temel
kurallarına göre maksimum 6 kişilik asker grubunuzla gruptaki kişi
sayısına göre sayısı ve güçleri artan miktarda yaratıklardan oluşmuş 10
akını başarıyla tamamlamanız gerekli. Silahları vurduğunuz yaratığın
türüne göre para kazanarak ve her akın bitiminde elde ettiğiniz sabit
parayı kullanarak size akın sonunda imleçle gösterilen silah
tüccarından satın alıyorsunuz. Eğer ölürseniz ya da oyuna girdiğinizde
akın devam ediyorsa akın bitince yeniden oyuna dönüyorsunuz. Para
sorunu oluyor bu durumda ama oyunda birbirinize "B" tuşuyla kolayca
para aktarabiliyorsunuz. Satın alma süresi kısıtlı; acele etmeniz
gerekiyor akın sonlarında. Ayrıca yerde silah, kurşun, yelek bulma ve
satıcıya elinizdeki silahları satma olacağınız da mevcut. Ekranın sağ
üstünde kalan yaratık miktarını görebiliyorsunuz. "Tab" tuşuyla da
oyuncuların öldürdükleri yaratık miktarları listeleniyor. Diyelim ki 10
akın da bitti; o zaman dananın kuyruğu kopuyor işte. Oyunda tipi evlere
şenlik bir psikopat bilim adamımız var. Oyuncu tabiriyle "Boss" koymayı
ihmal etmemiş yapımcılar. Onu da indirmeyi başarabilirseniz takımınızın
hayatta kaldığını, başaramazsanız bir çuval inciri berbat ettiğinizi
söylüyor oyun ve o haritadaki maceranız sonra eriyor.




Oynanabilirlik
konusunda zirve yapıyor oyunumuz. Killing Floor, tamamiyle eğlenceye
dayalı bir oyun olarak kafa yormadan saf aksiyon sunuyor oyunculara.
FPS oyunlarından alıştığımız, silahın ucunda duran o 4 tane çizgi; yani
nişan imlecimiz bu oyunda bulunmuyor. Sağ tuşa basarak namludan bakıyor
ya da zamanla alıştıktan sonra göz kararı ateş ediyoruz. Left 4 Dead
oynadıktan sonra Killing Floor oynarsanız silahların ne derece ateş
hissi verdiklerini anlayacaksınız. Pompalıyı düşmanınızın midesine
ateşleyip o "şııııkk şıııkkk" hareketini yaptığınız zaman sanki silahın
ağırlığını hissediyorsunuz. Bir silahtan diğerine geçmek yine gerçeğe
göre biraz hızlı olsa da diğer oyunlara nazaran daha yavaş ve gerçekçi.
Kurşun doldururken düşmanlarınızın etrafınızı sarmaya başlaması
aksiyonu doruğa çıkartıyor ve hepsini arka arkaya dizip tüm
kurşunlarınızı boşaltarak yarma isteği beliriyor zihninizde. Vuruş
hissi, silahların zamanlamaları gibi noktalarda 12'den vurmayı
başarıyor oyun. Silahları bir yana bıraktığımızda, yürüme animasyonları
biraz Counter-Strike: Source'u andırıyor. Normal ağırlığınıza göre
yürüme hızınız değişirken elinize aldığınız silahın ağırlığına göre de
daha hızlı ya da daha yavaş hareket ediyorsunuz. Sol altta ağırlık
göstergeniz var ve taşıyabileceğiniz silah miktarını bu ağırlık
göstergesi belirliyor. Korkuyorum ben, oynayamaz mıyım?

Yazının
başlarında bu soruyu cevaplama niyetindeyim çünkü bir oyunun türünde
"korku" kelimesi geçerse korkudan bilgisayarını bile kapatır kimi
oyuncular. Bu gayet normaldir çünkü korkmak bir zayıflık değil, aksine
empati yoğunluğunun oluşturduğu bir tepkidir. Kendinizi oyuna fazla
kaptırıp oyundaki karakterle bütünleştiğiniz zaman korkmamak elinizde
olmaz. Bu nedenle korku oyunlarından korkan oyuncuları anlayışla
karşılıyor, şimdi sayacağımız sebeplerden dolayı bu oyunu
oynayabilecekleri müjdesini veriyoruz. Oyunun videosunu ilk izlediğim
zaman ben bile oynayamayacağım kadar korkunç olabileceği düşüncesine
kapılmıştım ancak gördüm ki Left 4 Dead'te de bu oyunda da aynı mantık
işliyor: "Alışırsanız korkmazsınız." Korkmamanız için ilk neden;
yazımızın başında da bahsettiğimiz gibi oyunumuzun çoklu oyuncu
seçeneği temel alınarak hazırlanmış olması. Arkadaşlarınızla oynarken
öldüreceğiniz yaratık sayısı için hırslanmış şekilde bulabilirsiniz
kendinizi. Takım çalışması da işin içine girince korku yerini eğlenceye
bırakıyor. Korkmamanız için diğer neden ise L4D örneğiyle altını
çizdiğimiz alışma meselesi. Mekânlar, yaratıklar, sesler, animasyonlar
birkaç oynamadan sonra tanıdık gelecek, bu nedenle sadece ilk
oynayışınızda (belki) biraz korku hissi yaşayacaksınız.



Arkadaşlarla
oynama keyfinden bahsetmişken çoklu oyuncu seçeneğinin detaylarına
bakmayı da unutmayalım. İnternet üzerinden çoklu oyuncu seçeneğine
girdiğiniz zaman karşınıza bol miktarda sunucu geliyor. Bağlantınıza
göre hangi sunucuda daha akıcı şekilde oynayabileceğinizi en sağdaki
"Ping" değerlerinden görebilirsiniz. Bahsettiğimiz gibi maksimum 6 kişi
temel alınsa da 12, 24, 32 ya da 64 kişilik sunucular da mevcut.
Oyundaki kişi sayısına göre yaratıkların sayıları ve zorlukları arttığı
için oldukça zevkli kapışmalar olabiliyor. Fakat uyarmak lazım; bu tarz
kalabalık sunucularda "Stats" seçeneği bulunmuyor. Bu seçeneğin
bulunmaması yeteneklerinizi geliştirmenizi ve "Achievement" denilen
ödülleri kazanmanızı engelliyor. "Stats" seçeneğinin, hile korumasının
bulunup bulunmadığı, oyun zorluğu gibi detayları sunucu listesinde
sunucunun solundaki işaretlerden görebilirsiniz. Ayrıca oyunda kısa,
orta ve uzun oyun uzunluklarına sahibiz. Kısa oyun uzunluğunda 4, orta
uzunlukta 7, uzun seçeneğinde ise 10 akını tamamlamamız gerekiyor
Patriarch'la karşılaşıp bölümü bitirebilmemiz için. Oyun uzunluğunun
yanında kolay (Easy), normal, zor (Hard), intiharvari (Suicidal) olmak
üzere 4 zorluk tercihi yapabiliyoruz. Bu konuda tavsiyemiz, normal
zorlukta oyuna başlayıp alıştıktan sonra kalabalık-normal sunucularda
oynamanız ve daha sonra zorluk seçeneklerini arttırmanızdır. Zaten 24
ya da 32 kişilik normal zorluktaki bir sunucuda oynamak çoğu zaman 6
kişilik ileri zorluktaki bir sunucuda oynamaktan daha fazla beceri
gerektirebiliyor. Takım arkadaşlarınızın sizi idare etmesi sayesinde
sonraki zorluklara daha kolay alışabilirsiniz.

Dip not:
Sunucu listesinde TrGamer görürseniz uğrayın, birlikte Patriarch'a
kadar uzun bir yolculuk yapalım. "Koskoca TrG ekibi de oynamayı
bilmiyormuş." demeyin sonra tabii.

Konusunda uzman asker aranıyor!

Karakterler
için sınıf düzeni konulmamış. Bunun yerine "Perk" sistemi getirilmiş.
İstediğiniz silahı kullanabiliyorsunuz ancak belli kriterleri
gerçekleştirdiğiniz takdirde çeşitli kategorilerde
uzmanlaşabiliyorsunuz. Field Medic, Firebug, Sharpshooter, Berserker,
Support Specialist, Commando isimlerine sahip 6 adet Perk bulunuyor.
Oyundaki her akın sonunda Perk'inizi değiştirebiliyor ve akın bitene
kadar onu kullanmak zorunda kalıyorsunuz. Sadece onu seçmenize rağmen
diğer Perk'leriniz de eğer onları geliştirecek şeyler yaparsanız
gelişmeye devam ediyorlar. Perk gelişimleri genellikle verdiğiniz
hasara göre oluyor. Berserker'da bıçak, itfaiyeci baltası, elektrikli
testere gibi yakın mesafe türündeki silahlarla verdiğiniz hasarlar
Perk'i geliştirirken Support Specialist'te bunu pompalı silahlar,
Firebug'da ise lav makinası ile sağlıyorsunuz. Perk'ler 0 seviyesinde
başlıyor ve en fazla 5. seviyeye kadar yükseliyor. Her akında
değiştirme seçeneği bulunsa da genellikle oyun sonuna kadar aynı Perk'i
kullanıyor oyuncular. Perk'lerin faydalarına bakacak olursak, o silah
sınıfında daha fazla hasar, o sınıftaki silahların daha ucuza satın
alınması ve daha fazla mermi taşıması gibi avantajlar sağladıklarını
görüyoruz. Perk'inizin yanında karakterinizin görünümünü
seçebiliyorsunuz. Yine CS: Source karakterlerine benzeyen
karakterlerden birisini seçerek oyundaki karakterinizi
belirleyebiliyorsunuz. Karakter seçiminin görüntü dışında bir etkisi
olmadığını da belirtelim; aklınıza yatanı seçin kısacası. Mod'dan
derleme bir oyun olduğu düşünülürse grafiklerin yeterliliğinden söz
edilebilir. Unreal Engine ile yapıldığı için günümüz oyunlarının grafik
kalitelerine ulaşamıyor ancak çağın çok gerisinde kaldığı da
söylenemez. Harita tasarımları ve atmosfer amaçlı animasyonlar
başarılı; o kasvetli ortamı mekânlara yansıtabilmişler. Oyunda Unreal
Engine kullanıldığı için sunucularda temel haritaların dışında birçok
oyuncu tasarımlı haritayla da karşılaşıyorsunuz. Bu da sizi az sayıda
haritada oynama ve sıkılma derdinden kurtarıyor. Karakterlerin ve
silahların tasarımları da fena değil. Aslında grafik anlamında göze
batan nokta oyun içi etkenler değil; oyun menüsü ve arayüzler. Menüdeki
seçeneklerin azlığı bir yana dursun, menü arkaplanının daha özenli
hazırlanmasını beklerdim. Hani menüye şöyle bir baksanız oynamaya
değmeyecek oyunlardan olduğu izlenimine kapılma ihtimaliniz bile var.
Arayüz arkaplanlarından yazılardaki font ve renklere kadar elden
geçmesi gereken çok şey var. Yeni gelen yamalarda bu yönde çalışmalar
olduğunu görmek sevindirici.

Zamanı durduran kurşunlar

Oyun
içi animasyonlara göz atarsak; silahların sekmesi, kurşunların havada
yayılması, yaratıkların patlama ve yaralanma animasyonları uyum
sağlamışlar. Oyun esnasında oluşan küçük görüntü hataları da yamalarla
gün geçtikçe azaltılıyor. Oyun içi animasyonlarda en çok dikkat çeken
şey şüphesiz ki "Zed-Time". Bu Zed-Time bildiğimiz yavaş çekim. Oyun
süresince dönüşümlü olarak kafadan vurma, tek atışta topluluk indirme,
yakındaki düşmana yüksek zarar verecek şekilde ateş etme, uzaktaki bir
yaratığı başarılı bir şekilde öldürme gibi sebeplerle birkaç saniyelik
yavaş çekimler yaşıyorsunuz. Dönüşümlü diye belirttim çünkü her kafadan
vurduğunuzda Zed-Time aktif olmuyor; rastgele karşılaşıyorsunuz.
Herhangi bir oyuncu tarafından Zed-Time sürecine girildiğinde tüm takım
da beraberinde bu yavaşlamayı yaşıyor. Mantıksız gibi gelse de
oynadıkça ne kadar kullanışlı olduğunu anlıyorsunuz. Oyun yavaşlamışken
kafaya nişan almak, etrafınıza bakınmak çok daha kolay oluyor. Kısa
süreli taktikler kurmanıza zaman tanıyor bu yavaşlama ve yaratıkların
karambolünden kurtulmanızda işe yarıyor çoğu zaman. Hem şöyle okkalı
bir katliam yapmışken yavaş çekimde izlemek güzel olmaz mı?



Geldik
en fazla tezat ve yergi dolu paragrafa. Sesler (Silah, yaratık, yürüme
vs.) gayet başarılı. Yaratıkların seslerini dinleyerek geldikleri yönü
kestirmeye çalışıyorsunuz ve bu nedenle sesler fazlasıyla işinize
yarıyor. Silah, patlama efektleri çok iyi ayarlanmış. Sorun şu ki
sesler bu kadar başarılıyken "seslendirmeler" iğrenç. Seslendirmelerden
kastımız karakterlerin ve özellikle silah tüccarının konuşmaları. Ses
tonları ve klişe cümleleriyle her duyduğunuzda sizi sinirlendirmek için
hazır bekliyorlar. Oyunu oynarsanız tüccar bayanın "Lovely big guns!"
cümlesini ilk duyduğunuzda yazdıklarım eminim ki aklınıza gelecektir.
Oyuncuların sesleri de tam dalga konusu. İnternet üzerinden oynarken
sürekli "V" tuşuyla konuşma menüsünden karışık cümleler seçip
karakterini konuşturarak dalga geçen oyunculara rastlayacaksınız (Niye
ben seviyorum konuşmaları oldukça komik ve insanı güldürüyor. - Emre Acar).
Neyse ki mikrofon yoluyla iletişim sağlıyor herkes ve karakterlerin
konuşmalarına daha az katlanmak zorunda kalıyoruz. Oyunun az sayıdaki
metal müzikleri de gaz vermek konusunda yeterli etkiye sahip
olamıyorlar maalesef. Bu konuda henüz bir düzeltme geldiği söylenemez
yapımcılar tarafından.

Yüksek potansiyel, düşük fiyat

Killing
Floor'un potansiyeli çok yüksek bir oyun olduğunu söylüyoruz çünkü
hatalarının hepsinin giderilmesi mümkün. Nitekim piyasaya çıkan diğer
oyunlara göre çok daha az hata barındırarak satışa sunulmasına rağmen
gelen bol miktarda güncellemeleri ile bu hataları da minimuma indirme
yolunda. Yapımcılar oyunu yaptıktan sonra kenara çekilmek bir yana;
oyunu hâlâ geliştirmenin yollarını arıyorlar (Ayrıca yapımcıların oyuna
yeni haritalar ve modlar ekleyeceğini de hatırlatalım. - Emre Acar).
Arayüz ve seslendirme sorunları dışında büyük eksiğinin bulunmaması,
başarılı bir oynanabilirlik, hatasız bir internet üzerinden çoklu
oyuncu sistemi, sürekli somut düzeltmeler içeren güncellemeleri,
Zed-Time ve Perk'ler gibi oynama süresini arttırıcı etkenleriyle
verdiğiniz paraya acımayacağınız bir oyun sizleri bekliyor. Bu yaz,
gecelerinizi geçireceğiniz bir oyun ya da bir Left 4 Dead alternatifi
arıyorsanız Killing Floor sizin için en kârlı 15$'lık alışveriş
olabilir. Yazın ve yazılarımızın tadını çıkarmaya bakın, iyi oyunlar.

Kullanıcı profilini gör http://amurside.eniyiforum.org

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz